Skip to content

Posts from the ‘Ayşe Draz’ Category

Ephemeral Dance Immortalized by Photography at an Istanbul Festival

The iDANS festival celebrating its 6th edition this year also hosts an exhibition of photography on dance, besides the performances and events taking place within its framework.  Read more

Advertisements

Radio Muezzin – Theater Group Rimini Protokoll performed in Istanbul

Interview with Stefan Kaegi (director) by Ayşe Draz

Read more

iDANS Festival: Playing with and in danger – The performance of Inhabitant in Dolapdere, Istanbul

(from labkultur.tv)

Ayşe Draz

The Dolapdere district in Istanbul is infamous for its traffic in rush hour and its inhabitants constituting mainly of lower income and migrant communities as well as thinner addicts and drug dealers. However it might be claimed that the neighborhood has been going through some sort of a gentrification process since Bilgi University, a private Turkish University, has years ago built one of its campuses there and a new grandiose mosque with high technology and neon lights all over, has recently been erected in the neighborhood. Read more

“Bir pencere açılsaydı” sessizliğe

Ayşe Draz

“Dünyamın sınırları kelimelerim kadardır.” Ludwig Wittgenstein

Dilin sınırlarının felsefe gibi belli alanlarda çoktan sorgulanmaya başladığı günümüzde, yaşanmakta olan sözel/dilsel kriz eğer çok daha geniş bir kitleye hitap eden akşam haberlerine konu olsaydı bu neye benzerdi? Elbette ne sadece “kelimeler” yeterdi durumu anlatmaya ne de akşam haberlerinin yer aldığı televizyon gibi bir medya gereci kendi aracı olan görsellikten vazgeçebilirdi… Read more

Fase, Steve Reich’ın Müziğine Dört Hareket

Ayşe Draz

Anne Teresa de Keersmaeker’in dört bölümden oluşan Fases koreografisinde, bedenin büyük bir titizlikle gerçekleştirdiği tekrar içinde mekanik-leşmesini izleriz adeta.  Ancak bunu mekanikleşmekten çok mekanikleş-ebilmek olarak tanımlamak daha doğru olacaktır belki de. Chaplin’in insan bedeninin makinelerin bir uzantısı kılınışıyla mekanikleşmesini konu alan “Modern Zamanlar”ın aksine dansçılar, kendi bedenlerini, bazen gündelik olarak nitelendirilebilecek basit hareketlerin zorlayıcı, hata kabul etmeyen bir hareket ve zamanlama matematiğinin tekrarı içinde mekanikleşme sürecini göstermektedirler. Bu noktada altı çizilmesi gereken önemli unsur, merkeze, koreografın incelikli tasarımı ile dansçı/insan bedenin yapabilirliğinin alınmış olmasıdır. Ön plana çıkarılan diğer önemli bir nokta ise tekrar ve tekrarın kullanımıyla yaratılan  süreçtir.  İnsan sesi kayıtlarını kompozisyonlarında sık sık malzemesi olarak kullanan Steve Reich,  koreografinin ikinci bölümüne eşlik eden Come Out (Çık dışarı) bestesinde de insan sesinin tekrarı ile adeta mekanikleşmiş işitsel bir süreç kurgular bizim için. Önemli bir fark vardır ancak burada; makinelerin insan bedenine dayattığı bir tekrarın değil kendi malzemesini tekrar aracılığıyla kendi tasarımı doğrultusunda dönüştüren insanın yarattığı mekanikleşme etkisidir söz konusu olan. Read more