Skip to content

Posts from the ‘Aylin Kalem’ Category

Aydın Teker ile aKabı sürecine ilişkin…

Aylin Kalem

(Bu röportaj Aydın Teker ile aKabı’nın dünya prömiyerinden önce Ekim 2005’te gerçekleştirildi.)A.K: aKabı’nın Berlin’e varan süreci nasıl başladı?aKabı iki buçuk yıldır süren bir proje. Yoğunluk’u Zürih’te Theater Spektakel’de dansettik ve Özel Ödül’e layık görüldü. Orada benden kısa başka bir iş sunmamı istediler. Ben de onlara hala üzerinde çalıştığım bir iş olduğunu, henüz bitmediğini ve ancak yarım saatini sunabileceğimi söyledim. Bu çalışma aşamasının bir video kaydını gönderdim. Hemen arkasından bir telefon geldi, biz kesinlikle bu işe yer vermek istiyoruz diye. Türkiye’ye kendi ışıkçılarını gönderdiler. Birlikte çalıştık. Sonra biz oraya gittik. Böylece Bern kentinde gerçekleştirilen bir manifesto dahilinde aKabı bitmemiş bir iş olarak oynandı. O sırada Berlin Festspiele’yi düzenleyen kişi de bu gösteriyi izleyenler arasındaymış. Gösteriden hemen sonra Berlin’e davet aldık. Ayrıca bize destek de verdiler. Read more
Advertisements

Yann Marussich’ten Sanatla Bilimin Buluştuğu “Bleu Remix”

Aylin Kalem

Cenevreli sanatçı Yann Marussich, daha önce pek çok kez Türkiye’de performans, atölye gerçekleştirmiş ve sanatsal işbirliğinde bulunmuş biri. 1999’da Türkiye’de Assos Festivali’nde Mustafa Kaplan, Filiz Sızanlı ve 13 çocuğun katıldığı, alkolizm ve intihar temalarını işlediği Dolmuş adlı bir performans, 2004’te “Otoportre Üzerinden Hareketin Dramaturjisi” konulu bir atölyenin ardındanMorsures adlı performansını gerçekleştirmişti. Vito Acconci’nin 1970 yapımı Applications adlı video performansı üzerine bir çeşitleme olan Morsures seyircilerle, geçmişteki sanatçılarla ve sanatçının kendisiyle sürekli bir diyalogu amaçlayan ve ısırıkların bedende bıraktığı izlerin şiirsel bir yaklaşımıydı.

Marussich’in performansları veya beden yerleştirmeleri dansı ve hareketi sorgulayan nitelikte. Durağan bir bedenin dans etmesi mümkün mü sorusuna Marussich evet diye cevap veriyor. Seyirciye hazır bir hareket sunmaktansa duran bir bedenin yüzeyindeki hareketi, seyircinin kendisi için bulmasını yeğliyor. Dolayısıyla, performansları bedenin çeşitli durumlarda ve konumlarda canlı bir heykel olarak gösteri-dışı bir çizgide var olması üzerine. Read more

Müziğin Hafifliği

Thierry de Mey’den “Light Music”

Aylin Kalem

Besteci ve film yönetmeni Thierry de Mey özellikle Anne Teresa de Keersmaeker’in Rosas danst Rosas adlı çalışmasının film versiyonunun yönetmeni ve bestecisi olarak dans camiasında biliniyor. De Keersmaeker dışında Wim Vandekeybus ve kardeşi Michèle Anne de Mey’in çalışmalarına da katkıda bulunmuş minimal yaklaşımıyla dikkat çeken bir sanatçı.

“Light Music” harekete duyarlı teknolojiler sayesinde bilgisayar yoluyla üretilen görsel bir müzik performansı. Hızölçerler sayesinde hareket ses üretirken aynı zamanda da hareketi işlenmiş görsel malzeme olarak görebiliyoruz. Bedenin sese ve görsele entegre edilmesi fikri 60lardaki performans sanatı işlerini de hatırlatıyor. Jackson Pollock’ın “action painting”leri gibi jestlerinin izlerini görsel malzemeye bırakıyor.

“Light Music”te hareket arayüze dönüşüyor. Hareketin detaylı ölçümü sayesinde basit bir hareket değişimi sessel olarak büyük farklar yaratabiliyor. Duyular arası ilişkinin de altı çiziliyor. Beden hareketi yoluyla ses ve görsel malzeme arasında doğrudan ilişki kuruluyor: görerek duymak ya da duyarak görmek arasındaki oyunsallık vurgulanıyor.

“Light” ingilizcede hem ışık hem de hafif anlamına da geldiğinden müziğin herhangi bir müzik enstrümanıyla değil sadece bilgisayar yoluyla üretildiğine de atıfta bulunuyor. Müzik ışıkla üretiliyor, görsele çevrilerek hafifletiliyor.

Nasıl bir orkestra şefinin el, kol ve üst-beden jestleri orkestra üyelerinin enstrümanlarını çalmalarında yol göstererek bir müziğin oluşmasını sağlıyorsa, burada da yine jest bu kez bilgisayardan ses üretilmesine neden oluyor. Bir yandan sahnede bulunan beden bir orkestra şefine benzetilebileceği gibi diğer taraftan da müziğini icra eden bir solo müzik performansçısı olarak da algılanabiliyor.

Bu çalışma ilk elektronik müzik aleti olarak kabul edilen 1919 tarihli teremin’i de hatırlatıyor. Manyetik alan oluşturarak icracının boşlukta elini gezdirmesiyle oluşan ses… Ya da 80’lerde bilgisayar yoluyla hareketin algılanarak üretildiği müzik sistemi olan David Rokeby’nin VNS (Very Nervous System) adlı enstalasyonu… “Light Music” ise hareketi ışıkla algılayıp görsele dönüştürerek müziği oluşturmasıyla pek çok seviyede anlam üretiyor.

İmajlar hareketin sürecinde bir derinlik de sunuyor. İmajlar sese bağlı olarak karanlıkta yavaşça yok olurken her yeni ses/jestin gelişiyle ortaya çıkan net imajlar görsel malzemeye de zamansallık katıyor. Ses görsel yolla uzayda mekân oluşturuyor.

Thierry de Mey “SILENCE” kelimesini oluşturan harfleri de jestlerle çizerek sanki sesi sessizlikte de algılamayı öneriyor. En sonunda ise Nietzsche’nin bir sözünü el hareketleriyle adeta dilsiz alfabesi gibi resmederken bunun görsel karşılığını da dramatik bir jest olarak projeksiyonda görüyoruz. You need chaos in your soul to give birth to a dancing star (Dans eden bir yıldız oluşturmak için ruhunda kaos olması gerekir) sözüyle performans sona eriyor.

Valsin Minimal Sarhoşluğu – Michèle Anne de Mey’den “12 Basit Vals”

Aylin Kalem

Sahne boşken Bonnie Tyler’ın “Total Eclipse of the Heart” adlı parçasının “Turn around” giriş sözlerini duyuyoruz. Önce erkek dansçı içeri giriyor, kenarda duran banka oturuyor. Sonra hemen ardından kadın dansçı yanına gelip oturuyor ve beraberce şarkıyı dinliyorlar. Sessizlik olunca ikisi sahnenin bir noktasında karşılıklı yerlerini alıyorlar. Yeni bir vals melodisi ile yerde çizilmiş bir çemberin üzerinde ters yönde basit vals adımıyla ilerliyorlar. Ve çemberin iki noktasında birleşip yeniden ayrılıyorlar; yörüngeye girmiş iki gezegen gibi.

İkinci melodi başlarken erkek banka oturuyor. Bu kez sadece kadın dansçıyı başka bir vals adımıyla tek başına çemberin üzerinde saat yönünde çepeçevre ilerlerken görüyoruz. Kimi zaman sendelese de aynı dönüş adımıyla tüm şarkıyı tamamlıyor. Şarkı bitince bu kez erkek dansçı kalkıyor, kadın dansçı bankta dinleniyor. Yine ¾’lük, bu kez bir rock parçası üzerine erkek dansçıyı aksi saat yönünde başka bir adımla izliyoruz. Şarkı tamamlanırken o da dengesini kaybediyor. Kadın ayağa kalkıp ona dengesini yeniden bulması için yardım ediyor. Biraz duruyorlar. Ardından birbirlerine sarılarak başka bir melodiyle bu kez bir çift olarak yine çemberin üzerinde bir başka vals adımına başlıyorlar. Read more

Xavier Le Roy: Bir beden tasarımcısı … ya da ‘bricoleur’

Aylin Kalem

iDANS festivali’nde kaçırılmaması gereken işlerden biri hiç kuşkusuz Xavier Le Roy’nın Self-Unfinished adlı ünlü çalışması. Bu istisnai gösterinin, 2001 Mayıs’ında Paris’te Théâtre de la Ville’de izlediğim andan itibaren bedene olan duyarlılığı yüzünden, belleğimde diğer çağdaş dans gösterilerinden ayrı bir yeri oldu. Bunun başlıca nedeni, koreografın çağdaş dans alanına, geçmiş eğitimi nedeniyle yepyeni bir açılım getirmesi.

Moleküler biyoloji doktoru olan Xavier Le Roy, doktora araştırmaları sırasında, bedenle ilgili çalışmaları nedeniyle 27 yaşındayken dansla tanışıyor. 1997 yılından beri de görsel olarak sade ancak düşünsel bakımdan yüklü önermeler içeren çalışmalar ortaya koyuyor. Read more

Visitations: Kürasyonla doğan bir parça

Aylin Kalem

DANS’ta, çağdaş koreografi yazımını araştıran, sorgulayan, yeni öneri getiren çalışmalardan biri de Julia Cima’nın Visitations’ı. Her ne kadar, genel bakışta, klişeleşmiş ya da dans çevresinde herkesçe bilinen bir hareket dağarcığı sunsa da, Cima aslında bir dansçının kendi disiplininin tarihiyle ve kendine biçtiği mirasıyla yüzleştiği, neredeyse bir küratör gibi derleyip kendi bedeniyle sunduğu bir çalışma sergiliyor. 20. yüzyıl modern ve çağdaş dansının yapı taşlarına bir seri ziyareti şeklinde, dansın belleğini oluşturduğu bu sergisel çalışmada Valeska Gert, Isadora Duncan, Vaslav Nijinsky, Tatsumi Hijikata, Merce Cunningham, Maurice Béjart, Dominique Bagouet gibi koreografların parçalarını ve hareket dağarcıklarını yeniden ele alıp yorumlayarak yeni bir dramaturjiyle, bugün içerisinde değerlendiriyor. Dans tarihinin kendi bedeniyle bir ‘okuma’sını yapıyor. Read more

aKabı nihayet İstanbul’da sahneleniyor…

Aylin Kalem

Türkiye’deki çağdaş dansın öncü ismi Aydın Teker’in aKabı adlı uluslararası ortak yapımı 2005 yılından beri Avrupa’nın çeşitli festivallerinde sergileniyor, Türkiye’den bir çağdaş dans örneği olarak ilgiyle kabul görüyor. Türk seyircisi ise nihayet iki yıl gecikmeli olarak bu çalışmayı izleme fırsatını 23 ve 24 Eylül’de yakalayacak. aKabı Bimeras Kültür Vakfı’nın düzenlediği iDANS çağdaş dans ‘solo’ festivalinin açılış gösterisi olarak programda yer alıyor.

aKabı’nın yapımı Bimeras (İstanbul), Alkantara (Lizbon) ve Spielzeiteuropa Berliner Festspiele (Berlin) işbirliğiyle gerçekleştirildi. Provalar yaklaşık iki yıl sürdü. Aydın Teker dansçılarıyla bir tür laboratuar niteliğinde bir çalışma süreci yaşadı. Teker, öncelikle üretim sürecine ortaya bir sorun koyarak başladı ve bundan sonra da birlikte bu sorunla başa çıkma yöntemleri geliştirdiler.aKabı’nın temelini bu sorun oluşturuyor: Yüksek ve alışılmışın dışında şekillenmiş platformda ayakkabılar. Değil hareket etmek üzerinde durabilmenin bile güç olduğu bu ayakkabılar dansçıları oldukça zorlamış: bu ayakkabılar protez niteliğinde eklemlenmişler, dansçıların kasları bu ağır uzuvlarla biçim değiştirmiş, bedenlerinin algısı değişmiş, fiziksel ve duygusal olarak çöküş yaşanmış ve ortaya oldukça ‘garip’, ‘yabancı’ hareket tekniği olan yaratıklar çıkmış.  Read more