Skip to content

Posts from the ‘Deniz Polat’ Category

Hareket Atölyesi gururla sunar: aHHval

Deniz Polat

Bu yazıda size Hareket Atölyesi’ nin son oyunu olan Ahhval’ i tabii ki anlatmayacağım ancak bendeki izdüşümünden bahsedebilirim, çünkü bütün o tatlı sürprizleri ile kendi kişisel tarihinizde özgürce gezinin isterim. Bu toplumu oluşturan bireyler olarak ne çok ortak noktamız var ve acı tatlı anılarımız. Kültürel aktarımın kadınlar üzerinden devam ettiği geleneksel toplumlardan, medya egemenliğindeki küreselleşen şehir toplumlarına doğru evrilirken, yine kadınlardan oluşan bu topluluk bizlere bir ara yüz sunuyor. Nesillerden nesillere aktarılan gerçek öyküler ve bizi biz yapan geçmişimiz, yüzleştikçe, kabul ettikçe bugünümüzü ve yarınımızı gerçekleştireceğimizi hatırlatan gözler…
Read more
Advertisements

Annika Krump, Palma Kunkel Nam-ı Diğer “Lalu” yu Sunar…

Deniz Polat

Christian Morgenstern, 1871-1914, Alman kültüründe az rastlanan bir “nonsense”, anlamsız şiirler üstadı ve performansçımız Annika Krump onun “Galgenlieder” kitapçığından seçtiği şiirleri yorumlayarak düşsel bir atmosfer yaratıyor. İnternet ortamında şiirlerin İngilizce tercümelerini bulmak mümkün, Annika Krump’un yarattığı işse oldukça girift. Nedeni Alman kültürünün tüm birikimini ters yüz ederek günümüze uyarlaması. Onun işinin derinliğini anlamak için Alman eğitiminin ve dilinin kıvrımlarından geçmiş olmak hayli önemli. Tabii ki müzikal kültürünün de… Klasik batı müziğinin temellerini yaratan bu kültür, aynı zamanda acımasız eleştirinin, sinik bir mizah anlayışının ve bunun sahnede ve çağdaş müzikte “sprechstimme” (konuşma sesiyle müzikal oyunlar, olarak tercüme edebilirim) denen bir üslupla işlenişinin de mucidi. Sahne dünyasında iyi bilinen Brecht’in Üç Kuruşluk Opera’sındaki müzikal ve sözel dinamizmi düşünün. Read more

Ziya Azazi, Modern Zamanlar Dervişi…

Deniz Polat

Yeşil Üzümler Dans Tiyatrosu’nun 90’ larda, kendi yağında kavrularak yarattığı, parça pinçik ama nar kadar bereketli işlerinden hatırlarsınız, Ziya’ yı. Dedesinin anlattığı masaldan arta kalanı, bizlerle, unuttuğumuz yakın geçmişimizin Arapçasını şaklatarak paylaştığını, Antakya nın o kendine özgü sıcaklığıyla ışıldayarak hareket edişini…

Üzerinden uzun zaman geçti, dansa gönül vermiş bir salkımın üzümleri etrafa saçılalı, her biri kendince yola koyulmuştu, önlenemez bir dürtüyle… Ziya’nın kabına sığmayan enerjisi onu Viyana’ ya oradan da, zamanımızın ustaları neredeyse oraya sürükledi. İsmael Ivo ve Jan Fabre bildiğim kadarıyla en çok etkilendiği ve beraber çalışmaktan keyif aldığı sanatçılardı.

Çağdaş dansta, kendine güçlü bir teknik geliştirdi. Güvendiğiniz, bilinmeyen denizlere açılabileceğiniz sağlamlıkta, esneklikte bir bedene sahip olmak, kolay değil. Eş değerde, bir Antakya’ lı için gurbette yaşamak da kolay değil. Azazi’ nin içindeki özlem, yalnızlık, onu kişisel yolculuğunda kendiyle buluşmaya ve içinde her daim dostu olacak yeni bir Ziya yaratmaya itti. Read more