Skip to content

O William Kentridge değil, Bu Performans da Onun Değil!

kent_not me_II_019

Hande Topaloğlu

Geçtiğimiz hafta iDANS festivali kapsamında garajistanbul’da gerçekleşen çizer ve animatör William Kentridge’ın Ben Ben Değilim, At Benim Değil isimli performansı Gogol’un 1837 tarihli Burun adlı öyküsünden ve aynı eserin Schostakowitsch tarafından Sovyet Rusya döneminde operaya uyarlanan versiyonundan hareketle ortaya çıkmış. Geçtiğimiz sene Schostakowitsch’in operasını sahneye yeniden uyarlayan Kentrigde, hikayeyi yüzyıllar içindeki tarihsel kesişimleriyle inceleyerek ucu kendisine de değecek şekilde genişletiyor.

Burun, bir sabah uyandığında burnunun yerinde olmadığını farkeden Kovalyov’un, aynı sabah kahvaltısının içinde bir burun olduğunu ve bu burnun düzenli müşterisi Kovalyov’a ait olduğunu farkeden berber Yakovlevich’in ve surattan ayrıldıktan sonra ayrı bir “birey” olarak hayatına devam eden bir burnun satirik anlatısından oluşuyor. Burada Kenteridge hikayenin iki önemli noktasını işaret ediyor: hiyerarşik bürokrasi ve kişilik/kendilik bölünmesi. Zira Kentridge bir öğretmen gibi kağıtlarını karıştırarak bize hikaye ve anılarını anlatırken bir yandan da arkasındaki perdede beliren şizofrenik ikizleriyle veya kişilik bölünmesinin ‘öteki’ tezahürleriyle paslaşıyor. ‘Her şeyin hem mümkün hem de imkansız’ göründüğü gece yarılarında uyanıp Burun öyküsünden yola çıkıp Gogol’dan Schostakowitsch’e, Sterne’den Cervantes’e kadar tartışmayı genişletirken farklı anlamlarla ve sembollerle karşılaşılaşıyor, uykusuz dakikalar boyunca bu anlamlarla boğuşuyor. Stalin ve rus avangardının hazin sonundan, hem yazar hem okuyucu olan Gogol ve Cervantes’e, ‘burnun’ türlü sembolik niteliklerinden edebiyat tarihde burnun yerine kadar tüm fikirler havada uçuşurken, Kentridge’in yaratıcı sürecinin –anlamın anlamsızlığı ve ona ulaşma istencinin- sancılı dakikalarına tanık oluyoruz. Bir ara rahatlayan Kentridge sanatçı kimliğini bu sefer bir kurtuluş olarak kullanarak “ben sanatçıyım, işin anlam değil haz/keyif üretmek” diyor ve tüm yükü kendi ‘öteki’sine yıkıyor.

Elbette Burun’dan hareketle bir performansa girişmenin hikayenin çok katmanlılığından kaynaklanan farklı nedenlerini bulmak mümkün. Devlet memuru Kovalyov’un burnunun kendinden daha üst bir rütbe olan müsteşarlığa yükselmesi ve Kovalyov’un rütbeli burnuna derdini anlatma çabası, burunsuz Kovalyev’in erksizleşmesi ve burnun bir türlü yerine konulamaması gibi absürd olayların alt metninde Kentridge’in hiyerarşik bürokrasi ve kişilik bölünmesi namına kendi öz eleştirisinin parçaları okunabilir. Geceleri yatağında anlamlar ve hikayelerle boğuşan, Aparteid döneminde bir beyaz olan, entelektüel okumaları arasında kaybolan ve bu hengamede giderek erksizleşen Kentridge’in, toplumsal/politik kimliği ile sanatçı kimliği arasındaki mücadele görünürlük kazanıyor. Benzer şekilde sanatçı kimliğiyle bir çok prestijli ödül alan Kentridge, hikayedeki burnun statüsü gibi tarihsel olarak ayrı bir toplumsal statü  olarak beliren sanatçı kimliğinin de farkında –tıpkı hikayedeki burnun hem rütbesi yüksek bir müsteşar hem de herkesin görmeye can attığı bir ünlü olması gibi. Bu kişilik bölünmesi olayı ise sadece Kentridge’in kendi çelişkileriyle sınırlı kalmıyor, Sovyet Komünist Partisine ve söyleme/dile kadar hayatın bir çok alanını kapsayacak şekilde çoğullanıyor.

Rusya’da köylülerin suçu inkar etmek ve sorumluluğu kabul etmemek için kullandıkları “ben ben değilim, at da benim değil” deyişi ise hem surata geri dönmeyi kabul etmeyen burun tarafından, hem Stalin tarafında yargılanan Lenin’in sağkolu Bukharin tarafından, yazdıklarına kuşkuyla yaklaşan Gogol ve Cervantes tarafından ve Apartheid döneminde bir beyaz olan Kentridge’in sanatçı kişiliği tarafından dile getiriliyor. Bu durum ise Kentridge’in “artist as outsider” tartışmasına samimi bir yerden katılması olarak okunabilir.

Nihayetinde Kentridge’in sanatsal üretim sürecine ve bu süreçte yaşadığı kişilik bölünmelerine keyifli ve samimi bir yolculuk olarak nitelendirilebilecek bu performans, İdans festivalinin bu yılki teması olan “işte/at work” başlığının altını fazlasıyla dolduruyor.

No comments yet

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: