Skip to content

Guintche

guintche

Ekin Tokel

Marlene’i Arzulamak

iDANS kapsamında 18 Ekim 2011’de Şebnem Selışık Aksan Sahnesi’nde gerçekleşen, Marlene Monteiro Freitas’ın yarattığı ve icra ettiği Guintche yine koreografın çizdiği bir portreden yola çıkmış bir performans. Doğduğu ortama isyan eden Guintche, performans boyunca kendini Freitas’ın bedeninde giderek genişleyen bağımsız bir kişilik olarak kurguladığından olsa gerek, performans kâğıda dönmeye dirense de bu satırlarda, kışkırtılıcılığıyla bu mecrada da yer açıyor kendine.

Daha seyirciler yerleşirken, yarı karanlık sahnede bornozuyla dolaşan siluet beden bir yandan sahne gerisinde asılı kum torbasının etkisiyle kolay çağrışımları davet ederken, diğer yandan da karanlıkta kalan yüz hazır etiketlere karşı koyuyor. Bu ifşa ve tanımlanamazlık arasındaki gerilim, performans boyunca sürecek bu öğeyi daha ön oyunda belli ediyor. Performans başlayıp ışıklar yandığında tepesinden havaya kaldırılmış kâğıdı andıran fonun seyircilere ulaşan ucunda hayat bulmaya başlıyor Guintche.

Performansın ilk yarısı boyunca ritmik bir tekrardan ibaret olan müziğe, sabit dairesel hareketiyle eşlik ediyor alt beden. Bir referans noktası, kâğıttaki çizimin imgesi, sabit bir benlik gibi işlev gören alt bedene rağmen üst bedense ifade, hareket, imajlar ve protezlerin gücüyle sürekli dönüşüyor. Bazen mekanik, bazen hayvani, bazen şeytani olarak ortaya çıkan Guintche sabitlenmiyor bu imajların hiçbirinin içinde, başı ve sonu olmadan iç içe geçiyor her biri. Ağzın içinden dışına, dışından içine yol alırken plastik bir dudak protezi; canavarı, bastırılmış ötekini türetirken, beden ve benlik biçimsizleşiyor. Tüm bunlar olurken de gözlerini seyirciye dikerek seyredenin nesneleştiren bakışını tersine çevirmekten çekinmiyor. Bu bölümün artıklarını koklayarak devam ederken kişisel içeriklerinden koparılmış duygusal dönüşümler çıkıyor karşımıza. Bu hipnoz etkisinin arasına, bir anda, kostümünü düzeltip kendini toparlayan Freitas’ın bedeni girdiğinde; bedenin kodlarının bükülüp dağıtılmasına bir öğe daha katılmış oluyor. Aynı hızla Guintche’nin seslerle terörize olan bedenin dehşet, hayret, işkence, yönlendirme, boşluk, zavallılık, güç gibi birçok durumu ziyaret etmesine tanık oluyoruz ikinci bölümde. Kurulmuş oyuncak bir bebek gibi mekanik bir edayla mekânın sınırlarıyla da oynarken, sonunda ağzından kanlar boşalan bir bedene eviriliyor Guintche.

Performansın sonuna doğru asıl dudaklarla birleşip ayrılan, onların yerine geçen ellerdeki çizim dudaklarla şehvetli bir öpüşme başladığında, performans boyunca sürekli ibreleri zorlayan erotizm yalnızca görünür kılınmış oluyor. Oysa performansın kışkırtıcılığı ve baştan çıkarıcılığı izlenen bedenin tanımlanmayı, ele geçirilmeyi reddinden doğan yoğun bir arzuda yatıyor. Böylece performans, seyircide iğrenmeyi ve kaburgalarının birleşiminden sahneye çeken bir etkiyi beraber değilse bile yan yana yaşatmayı başarıyor. Finalde küçücük bir karanlığın ardından performansa başladığı noktada, kâğıttaki yerinde gördüğümüz beden büyük bir şangırtıyla doğduğu mecraya isyanını, onu yıkıp taşışını ilan etmiş oluyor.

No comments yet

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: