Skip to content

Geçmişten Bugüne ya da Bugünden Geçmişe: Eskiyeni

1

Hande Topaloglu

Geçmişe dair sorularla başlayan Eskiyeni’de, “nasıl olurdu?”nun çeşitlemeleri tekrar tekrar soruldukça Mustafa Kaplan ve Filiz Sızanlı’nın bu oto-retrospektif niteliğindeki işlerinde bir  geçmişle hesaplaşma kararında olduklarını düşünüyorum. İkilinin birlikte çalışmaya başladıkları 1997 ve 2000 yılları arasındaki üç işi (İçbükey, Transform a(c)tion ve Uyumlama)  merceğe alan Eskiyeni’de sanatçıların kendi koreografi tarihlerine ve geçirdikleri dönüşümlere bugünden bir bakışın izleri görülüyor.

Taldans’ın internet sitesindeki Eskiyeni’ye dair anlatılarından, dansçıların inceleme altında olan bu dönemdeki bedenlerini hatırlamanın, bugünden kurulan bir bellek ile o bedenleri tekrar deneyimlemenin çocuksu heyacanını hissettikleri izlenimini alıyorum[1]. Bahsi geçen bu üç işi izleme fırsatım olmasa da işlerin kısa açıklamaları ve performanstan edindiğim görsel malzemeyi eşleştirebiliyorum. İçbükey’deki içbükey bedenler, duvar metaforu ve çarpma hareketi; Transform a(c)tion’daki çarpışma ve sarılma; Uyumlama’daki dikeylik ve düşme hareketi..tüm bunları Eskiyeni’de görebilmek mümkün. Ancak ikili amaçlarına ulaşmış olacaklar ki tüm  bu eylemler, bedenler ve hareketler bahsi geçen üç işteki anlamlarından sıyrılıp, Eskiyeni’de bambaşka bir anlam dünyasına tercüme olmuşlar. Hareketler benzer olsa da metaforun anlam dünyası bu hem eski hem yeni işte dönüşmüş.

İkilinin performansın başında yerden kaldırıp, bir süre taşıyıp, duvara gerdikleri geçmişi sembolize eden kartona doğru bir süre boyunca koşup çarpmaları, İçbükey’dekinden farklı bir anlam yaratıyor. Benzer şekilde yumak halindeki kocaman kağıdı sanki içindekileri dökmemeye çalışarak açmaları ve silkmeleri geçmişle hesaplaşmanın farklı bir metaforu olarak görülebiliyor. Bu anlamda geçmiş, yer yer çarptıkları, yer yer çarpıştıkları, silkip attıkları, üzerinden atladıkları, ulaşmaya çalıştıkları, kurtulmaya çalıştıkları, gerdikleri ve uzanmışken düştükleri bir metaforlar yumağı olarak karşımıza çıkıyor. İkilinin aynı anda farklı metinleri birbirlerinin sözünü keserek anlatmaları, birbirleriyle mücadele edip sonra barışmaları ve bazen yalnızlaşıp bazen birleşmeleri ise birlikte kurulan bir geçmişin iki ayrı öznesi olduğunu hatırlatıyor. İki ayrı kişinin bazen ayrı bazense birlikte yürüdükleri bu yolun ortak bir geçmişe dönüşme sürecini izliyoruz. İkilinin bedenleri, yılların verdiği bedensel farkındalıkla beraber tekrar geçmişe dönüyor ancak geçmiştekinden farklı olarak bu sefer bedenler kontrol altındaki, inşa unsuru nesne-bedenler olmaktan çıkıp bir hikayeyi cisimleştiren özne-bedenler haline geliyor (İkili Taldans’ın sitesinde, bu üç oyundaki bedenlerin kontrol altındaki bedenler ve enejinin yönetimiyle ilgili olduklarını söylemişlerdi[2]).

Kavramları bedenleriyle deneyimlemeyi seven Mustafa Kaplan ve Filiz Sızanlı, izleyiciye dertlerini çok da açıkça belirtmediklerini veya kendi koreografik tarihlerine göndermelerle dolu görece mahrem bir sunuş yaptıklarını  farkında olacaklar ki performans sonunda alışkın olmadığımız oyun-vari bir soru-cevap kısmı hazırlıyorlar. Seyircilerin performansın yaratıcıları, TALDANS ve gösteride emeği geçenlerinse seyirci olarak yer değiştirdikleri bu oyunda, izleyiciler gördüklerini kendi yaratılarıymışçasına yorumlarken keyifli diyaloglar yaşanıyor.


No comments yet

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: