Skip to content

SATILIK DANS!

DSC_2581

Ceren Can Aydın

Bu mevsimde görmeye  alışık olmadığımız kadar soğuk ve yağmurlu günde, Ekim’in 16’sında,  Bebek Parkı’nın sahil şeridinde kurulmuş  portatif bir beyaz  çadırda, yan yana dizilmiş, sekizi Kritik Çaba katılımcısı on kişi,  Grup Oito’nun 21 dans parçasından beşini  izledik.  Her ne kadar bir lokantanın alakart mönüsünden yemek beğenir gibi seçtiysek de  izlediğimiz parçaları, gözümüzü  doyururken aldığımız haz, butik bir lokantada şarap eşliğinde yenilen bir öğünden aldığımız tattan ziyade, çadırdan bir aşevinde evsizlere dağıtılan tabildot yemeklerle karın doyurmayı andırıyordu.

Türkçede güzel bir deyim vardır, ‘oynayamayan gelin yerim dar’ dermiş. Doğrusu bizim oturmak için bile yerimiz dardı ve  bu ‘tabildot yemek’ benzetmesinin büyük ölçüde kaynağı da bu. Ancak izlediğimiz  dansçıların hiçbiri için ne oynayamamak bahaneydi, ne yerin darlığı; ne havanın soğukluğu ne de yağmur. Çıplak ayaklarla,  buzzz gibi havada, çadırda kostümlerini değişerek, açgözlü on seyircinin küçücük çadırın neredeyse üçte birini kaplamasına ses çıkarmayarak, layıkıyla işlerini yaptılar.

Hiç şüphesiz kamusal alanlarda yapılan bu tip gösteriler için hava koşulları, sanatçıların deneyimlerini  büyük ölçüde çeşitleyen bir unsur. Nitekim,  Oito’nun, 14 Eylül’de Kadıköy Meydanı’nda  sergiledikleri performanslarını,  yağmurun durmasını fırsat bilip açık alana taşıdıklarını duydum. Gösteri sokaktan geçen insanların katıldığı, kimilerinin izleyemese de hayranlık duyup para bıraktığı,  bazılarının içeriğine yordamıyla itiraz ettiyse de izlediği bir şenliğe dönüşmüş.

Oito’nun performansları, modern gösteri pratiğini kurumsallaştığı mekandan, tiyatrodan  alıp bir sokak karnavalına dönüştürdüğü, toplumsal belleğin evriminde zaten varolan geleneklere yeniden hayat verdiği için kamusallık bahsini bir de Mihail Bahtin’in izinden giderek, ‘burjuva’ olmayan bir perspektiften,  mizah, şenlik, erotizm ve yaratıcılık kavramlarıyla yeniden düşünmek ve okumak isteği uyandırdı bende. Üstelik sadece gösteri mekanının ‘sokağı’ düşünerek şekillendirilmiş olması  değil; izlediğimiz  ‘Çadırda Sheakespear’den  Türk İşi ‘Oryantale’ , bir ‘Ayaklanma’dan,  maşizmin tuhaf cinselliğine dokuduran  ‘2X2’ye kadar, sergilenen gösterilerin içeriği de bu isteği perçinleyen unsurlar.   Bir kamusal alan performansından beklenecek şey  bundan da  fazlası olmasa gerek.

No comments yet

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: