Skip to content

Posts from the ‘Inceleme / Review’ Category

Aradaki Çağrışımlar: Cheap Lecture and The Cow Piece

Ekin Tokel

Sahneye yerleştirilmiş iki mikrofonun arkasına geçip seyirciyi hazmedilemeyecek kadar çok sözcüğe boğan Cheap Lecture’ın yaratıcıları Jonathan Burrows ve Matteo Fargion, alanı çağrışımlarınızın sizi taşıyabileceği kadar yayılan bir meydan okumayla çıkıyorlar karşımıza. Üstelik bu meydan okumanın sırrı verdikleri “ders”in içeriğinde değil, onların bu derse karşı tavırlarında gizli.

Cheap Lecture’ın başat malzemesi sözcükler. Ancak bazen felsefi içerikli cümlelerde bütünleşen bazen de saçmalar halinde boşluğa dağılan bu sözcükler, anlamın temel taşları olarak değil, sahneye taşınan müziğin notaları olarak kullanılıyor. Sözcüklerin ellerinde tuttukları kâğıt destelerindeki partisyona sıkı sıkıya bağlı kalıyormuşçasına sese dökülmesi de; hem kendilerinin de çalıntı olduğunu beyan ettiği sözcükler üzerindeki otoritelerini yıkıyor, hem de dilin bir alıntılama olduğu teorilerine gönderme yapıyor. Sıraları geçtiğinde sahne ortasında biriken yığına savrulan her kâğıtta, geçicilikleri ve araçsallıklarıyla bu hurdalığa gömülüyor sözcükler. Sahne gerisindeki ekrana yansıtılan metin parçacıkları, sözcüklere görece kalıcı bir ortam oluştursa da, belli bir anlam takip etmeyen bu görseller, bu kez de sözcükleri eşlikçi bir fona indirgiyor. Read more

‘We don’t know what we’re doing and we’re doing it’

Özge Derman

5.iDANS kapsamında 1 Ekim Cumartesi günü Garajİstanbul’da izlediğimiz İngiliz Kraliyet Balesi’nde 13 yıl dansetmiş Jonathan Burrows ve besteci-müzisyen Matteo Fargion’un yeni ortak çalışmaları Cheap Lecture (Ucuz Konuşma) (2009) ve The Cow Piece (İnek Parçası) (2009) müzik ve dansın buluşma noktalarındaki beklenmedik yollara işaret ediyor.

John Cage’in Lecture On Nothing (Hiçbir Şey Üzerine Konuşma) (1959) metninden beslenerek ortaya çıkardıkları ritmik performansları ile, “yapmak ve söylemek” arasındaki bağlantıyı bize anlamlandırılması gereken bir dolu ifade ile kurmayı başarıyorlar. Bu ifadeler fiziksel hareketlere dayanan edimler olarak değil, hızlı, ritmik ve müzikal ifadeler olarak ortaya çıkıyor. İzleyici; müzik, zaman, mekan, düşünceler, boş eller, sessizlik, dans ve akış üzerine bildirimlerde boşlukları doldurmaya, bir bütün yaratmaya çalışırken; iki sanatçı yavaş yavaş sözlerini eklemlendirerek konuşmalarını netliğe kavuşturmaya başlıyorlar. Read more

Rosas’ın Fase, Steve Reich’ın Müziğine Dört Hareket’ine Dair Bir Değerlendirme

Funda Özokçu

Belçikalı sanatçı Anne Teresa De Keersmaker’in 1982 yılında henüz 22 yaşındayken öncü minimalist müzisyen Steve Reich’ın dört kompozisyonu üzerine yazdığı bütünlüklü dört dans parçasından oluşan Fase; avant-garde özellikleriyle hem çağdaş dans dünyasının izleyeceği seyri işaret etmesi hem de 60’larda farklı koreografi ve gösteri anlayışlarıyla çığır açan Amerikalı sanatçılar Yvonne Rainer ve Lucinda Childs gibi öncüllerle bağlantı kurduğu güçlü bir hareket dili oluşturması ile anılıyor. Read more

Rosas’ın Fase, Steve Reich’ın Müziğine Dört Hareket’ine Dair Bir Değerlendirme

Funda Özokçu

Belçikalı sanatçı Anne Teresa De Keersmaker’in 1982 yılında henüz 22 yaşındayken öncü minimalist müzisyen Steve Reich’ın dört kompozisyonu üzerine yazdığı bütünlüklü dört dans parçasından oluşan Fase; avant-garde özellikleriyle hem çağdaş dans dünyasının izleyeceği seyri işaret etmesi hem de 60’larda farklı koreografi ve gösteri anlayışlarıyla çığır açan Amerikalı sanatçılar Yvonne Rainer ve Lucinda Childs gibi öncüllerle bağlantı kurduğu güçlü bir hareket dili oluşturması ile anılıyor. Read more

Dalga Dalga Müzik, Dalga Dalga Hareket

Ekin Tokel

Belçikalı koreograf Anne Teresa de Keersmaeker’in 1982’de ilk gösterimi yapılan ve bugün hala sergilenmeye devam eden “Fase, Steve Reich’ın Müziğine Dört Hareket” koreografisi, adının da yansıttığı bir yalınlık içinde, müziğin ve hareketin yarattığı etkiyi aydınlatan bir bütüne ulaşır. Read more

Also to be discussed – presentations of Sanja Mitrovic and Gabriele Reuter

Iulia Popovici

Once upon a time there was a happy country called Yugoslavia. Really, it was happy, not because even the trees joyfully spelled the name of the leader Tito but because people were happy, even those pictured on the 100 dinars bill. Then the country stopped being happy – until its citizens (fewer now, since the country had become smaller) gathered again on the bridges of the capital, to save it from bombing. In Will you ever be happy again?, the Serbian-born artist Sanja Mitrovic and the German Jochen Stechmann star a performance about how the international perception of national identity marks the personal construction of the self, putting in a mirror their own experiences. The result is ironic without being bluntly critical and touching without being sentimental – equilibrium very difficult to reach when talking about the innocent bystanders of recent past. Read more

Beyond the Box

Nóra Bükki Gálla

Yesterday could the Istanbulies watch and participate in the 24-hour durational performance Beyond the Box performed and created by Javier Murugarren, Erikk McKenzie, Velvet lee black and Belit Sağ. As the title reveals is Beyond the Box a transdisciplinary attempt in which street theatre, burlesque and cabaret meet improvisation and dance. Dressed in dotted and striped colourful clothes, with a DJ-set from which tones of both salsa and applauds came out, two bags filled with inflatable balls, funny hats and other props does the performance engage its audience in a compelling and generous way. Beyond the Box takes its spectators beyond normative ideas about both art, performance and themselves.