Skip to content

Posts from the ‘Yazarlar / Authors’ Category

Valsin Minimal Sarhoşluğu – Michèle Anne de Mey’den “12 Basit Vals”

Aylin Kalem

Sahne boşken Bonnie Tyler’ın “Total Eclipse of the Heart” adlı parçasının “Turn around” giriş sözlerini duyuyoruz. Önce erkek dansçı içeri giriyor, kenarda duran banka oturuyor. Sonra hemen ardından kadın dansçı yanına gelip oturuyor ve beraberce şarkıyı dinliyorlar. Sessizlik olunca ikisi sahnenin bir noktasında karşılıklı yerlerini alıyorlar. Yeni bir vals melodisi ile yerde çizilmiş bir çemberin üzerinde ters yönde basit vals adımıyla ilerliyorlar. Ve çemberin iki noktasında birleşip yeniden ayrılıyorlar; yörüngeye girmiş iki gezegen gibi.

İkinci melodi başlarken erkek banka oturuyor. Bu kez sadece kadın dansçıyı başka bir vals adımıyla tek başına çemberin üzerinde saat yönünde çepeçevre ilerlerken görüyoruz. Kimi zaman sendelese de aynı dönüş adımıyla tüm şarkıyı tamamlıyor. Şarkı bitince bu kez erkek dansçı kalkıyor, kadın dansçı bankta dinleniyor. Yine ¾’lük, bu kez bir rock parçası üzerine erkek dansçıyı aksi saat yönünde başka bir adımla izliyoruz. Şarkı tamamlanırken o da dengesini kaybediyor. Kadın ayağa kalkıp ona dengesini yeniden bulması için yardım ediyor. Biraz duruyorlar. Ardından birbirlerine sarılarak başka bir melodiyle bu kez bir çift olarak yine çemberin üzerinde bir başka vals adımına başlıyorlar. Read more

Çağdaş Dansta Koreografik Yaklaşımlar[1]

Gurur Ertem

Avrupa’da “çağdaş dans”[2] alanında 1990lardan günümüze dek uzanan bir süreç içersinde gözlemlediğimiz koreografik araştırma ve çalışmalar, sabit parametreler ve kes(k)in tanımlarla ifade edilemiyorlarsa da, dans kuramcısı Andre Lepecki’nin de “Kavram ve Varlık” (Concept and Presence, 2004) adlı makalesinde ileri sürdüğü gibi, modern dansa dair 20. yüzyıl başlarında formüle edilen (modernist) biçimsel ve ontolojik iki temel noktaya karşı eleştirel tutumları etrafında birleştirilebilirler:

1) Hareket ve dans arasında varsayılan birebir ilişkiye dair eleştiri
2) Dansın dilsel/metinsel alana karşı özerk olduğu düşüncesine dair eleştiri

Xavier Le Roy: Bir beden tasarımcısı … ya da ‘bricoleur’

Aylin Kalem

iDANS festivali’nde kaçırılmaması gereken işlerden biri hiç kuşkusuz Xavier Le Roy’nın Self-Unfinished adlı ünlü çalışması. Bu istisnai gösterinin, 2001 Mayıs’ında Paris’te Théâtre de la Ville’de izlediğim andan itibaren bedene olan duyarlılığı yüzünden, belleğimde diğer çağdaş dans gösterilerinden ayrı bir yeri oldu. Bunun başlıca nedeni, koreografın çağdaş dans alanına, geçmiş eğitimi nedeniyle yepyeni bir açılım getirmesi.

Moleküler biyoloji doktoru olan Xavier Le Roy, doktora araştırmaları sırasında, bedenle ilgili çalışmaları nedeniyle 27 yaşındayken dansla tanışıyor. 1997 yılından beri de görsel olarak sade ancak düşünsel bakımdan yüklü önermeler içeren çalışmalar ortaya koyuyor. Read more

Ayşe Orhon – Tekrar Edebilir Misin?

Ayşe Orhon’un iDANS Festivali kapsamında, 30 Eylül’de Garajistanbul’da sergileyeceği Tekrar Edebilir Misin‘den yola çıkarak, Gurur Ertem ile bir e-Söyleşisi…

15 Eylül 2007

Festivalde yer alan Tekrar Edebilir misin?’in çıkış noktası nedir?


Tam çıkış noktasını ben de kestiremiyorum şimdi. 1 senedir düzenli olarak stüdyoda tek başıma çalışmaya vakit ayırıyorum. Şubat’ta o çalışmaların içinden “İsimsiz” koptu, Performans Zamanı kapsamında Galata Perform’da gösterdim. “Tekrar Edebilir misin?” yine aynı çalışma sürecinde, Almanya’da kollektif bir çalışma için davet edildiğim Mousonturm’da şekillenmeye başladı. Aslında aynı konu etrafında oluşan, ve ondan kopan uydular bu işler benim için. Konu da kendi kendime çalışmak, iz bırakma-bırakmama, içerisi-dışarısı, yaratma eylemi/süreci, dil… Read more

Özlem Alkış ile Neverland Üzerine…

Özlem Alkış’ın iDANS Festivali kapsamında, 27/28 Eylül’de Garajistanbul’da sergileyeceği Neverland’den yola çıkan, Gurur Ertem ile bir e-Söyleşisi…

14 Eylül, 2007

Neverland’in çıkış noktasından kısaca bahseder misin?

2006 Ocak ayında otoportre çalışmaya başladım. Onun öncesinde farklı alanlarda “kendi”lik imgesi üstüne çalışıyordum zaten. Otoportre konusunu nasıl ele alacağımı düşünürken, kendimi güvende hissettiğim veya yabancıladığım, uzağında durduğum ya da gözardı ettiğim durumlar ve ifade biçimleri üstüne düşünmeye başladım. Bunlar iki noktada toplandı: Melankoli ve dışa vurumculuk… Farklı disiplinlerden malzemeler araştırdım. Özellikle edebiyat ve resim alanlarında…
Taureau-otoportre arayışında, bu malzemelerden ilham alarak oluştu. 9 dakikalık bir koreografi çalışması olan Taureau¹, ellere odaklanarak, ellerden başlayan hareketin zaman ve mekanı nasıl biçimlendirdiği ve jestten postüre geçiş üzerine hareket araştırması idi.
İstanbul’da sergilenen “II.Bölüm”de ise Taureau ile oluşan dili bu sefer objeler ile ilişkilendirdim. İstanbul’a taşınma, “yerleşme” kararı aldığım bir dönemde II.Bölüm, aynı zamanda geçiş dönemi ve bir eskiz çalışması olarak biçimlendi. Bu sayede de Neverland²’in oluşmasına imkan sağladı. Bu projenin nerede geçtiğini anladıktan sonra ki bu çok uzun zaman sonra oldu, kendimi ona bırakacak güveni hissettim. Bir üçüncü ve son katman olarak çocukluğumun önemli bir parçası olan müzikaller, sessiz filmler, masallar (Alice Harikalar Diyarında, Peter Pan), Borges’in Olağanüstü masalları…vb. çalışma sürecine eşlik etti.

¹Boğa burcu
²Peter Pan’ın kurmaca adası, düşler ülkesi Read more

Visitations: Kürasyonla doğan bir parça

Aylin Kalem

DANS’ta, çağdaş koreografi yazımını araştıran, sorgulayan, yeni öneri getiren çalışmalardan biri de Julia Cima’nın Visitations’ı. Her ne kadar, genel bakışta, klişeleşmiş ya da dans çevresinde herkesçe bilinen bir hareket dağarcığı sunsa da, Cima aslında bir dansçının kendi disiplininin tarihiyle ve kendine biçtiği mirasıyla yüzleştiği, neredeyse bir küratör gibi derleyip kendi bedeniyle sunduğu bir çalışma sergiliyor. 20. yüzyıl modern ve çağdaş dansının yapı taşlarına bir seri ziyareti şeklinde, dansın belleğini oluşturduğu bu sergisel çalışmada Valeska Gert, Isadora Duncan, Vaslav Nijinsky, Tatsumi Hijikata, Merce Cunningham, Maurice Béjart, Dominique Bagouet gibi koreografların parçalarını ve hareket dağarcıklarını yeniden ele alıp yorumlayarak yeni bir dramaturjiyle, bugün içerisinde değerlendiriyor. Dans tarihinin kendi bedeniyle bir ‘okuma’sını yapıyor. Read more

Jérôme Bel Gibi Çağdaş Koreografları Anlamak Adına Yapısalcılık Sonrası Felsefe Üzerine Bir Ders (Ve Neden Siz Önemlisiniz)

Gurur Ertem

“Düşünüyorsunuz, öyleyse varım”.

Ivana Müller, Under My Skin

Jérôme Bel, son on yılın en beyin bulandırıcı/dolandırıcı ve en fazla taklit edilen koreograflarından biri oldu. Avrupa çağdaş dans alanında şu anda “kavramsal dans” gibi tuhaf adlandırmalar altında dolaşımda olan ve Bel’inkine benzer koreografik sorgulamarı paylaştığı iddia eden yaklaşımları kategorik olarak haz duyulması gereken eserler olarak lanse etmek istemesem de, Bel’insorgulamalarını ve dans alanında neyin neden yaptıldığına dair tutarlı bir kurnazlık ve zekâ içersinde vücuda getirdiği eserler önünde eğilmek gerektiğini itiraf ediyorum. Read more