Skip to content

Posts from the ‘Yazarlar / Authors’ Category

A Lecture on Post-Structuralist Philosophy to Understand Contemporary Choreographers like Jérôme Bel (and Why You Are Important)

Gurur Ertem

You think, therefore I am
Ivana Müller, Under My Skin


Bel has been an influential choreographer for the last decade, and probably the most imitated one, as someone who in some ways, set up a “fashion”. Although I do not invite anyone to enjoy categorically his counterparts in the so called “conceptual dances” which circulate in Europe nowadays which explore similar choreographic concerns (or claim to do so), I bow down to Bel who is quite successful in making his statements concerning common-sensical ways of “doing dance” clear in a simple, craft-ful, cunning and enjoyable way – even when it implies doing absolutely nothing.

Read more

Teknik, Gelenek ve “Etnik Dans”

Gurur Ertem

I Am a Demon [Ben Bir Şeytanım], çağdaş dans seyircisi için geleneksel Khon [1] dans geleneğini dönüştürüyor ve sorgulayarak yorumluyor. Festival kapsamındaki Derviş (Ziya Azazi) ve 1-9-4-7 (Tadashi Endo) gibi diğer bazı işlerde olduğu gibi, tarihle, gelenekle ilişki kuran ve böyle bir ilişki kurmanın muhafazakâr bir tavır olması gerekmediğini gösteren, yenilikçi sanatsal ifadelerin de tarihsel önkoşullar tarafından belirlendiğini ima eden bir eser. Aynı zamanda eser izleyiciden, Khon dans tekniğini kusursuz şekilde icra edebilmenin gerektirdiği sabrı, Hollywood-stili “hızlı editing”e alışarak tükenmeye yüz tutmuş konsantrasyon kapasitemizi zorlamamızı talep ediyor. Read more

Adva Zakai ‘Less is More’

Handan Ergiydiren Özer

Hem dansçı hem gösterimci olan Adva Zakai, bu iki yapıtında, insanın kendisi olabilme, kendi gibi davranabilme olanaklarını sorguluyor. Öncel bir planlama ve kurgusallık içeren gösterim pratiğinde, seyirci karşısında ‘kendi’ olmak, birisi için ne kadar mümkün, olmaya kalkılsa da bu ne kadar samimi ya da içten olabilir? Kişinin sahne üzerinde kendi içinde, yeni yeni kendilikler bulması, onlara rastlaması, olası kendiyle karşılaşmasının şaşkınlığı ve bunun da kendisi olduğuna ısrar etmesi Zakai’nin bedeninden sıcak ve gülümseten bir maceraya dönüşüyor. Read more

aKabı nihayet İstanbul’da sahneleniyor…

Aylin Kalem

Türkiye’deki çağdaş dansın öncü ismi Aydın Teker’in aKabı adlı uluslararası ortak yapımı 2005 yılından beri Avrupa’nın çeşitli festivallerinde sergileniyor, Türkiye’den bir çağdaş dans örneği olarak ilgiyle kabul görüyor. Türk seyircisi ise nihayet iki yıl gecikmeli olarak bu çalışmayı izleme fırsatını 23 ve 24 Eylül’de yakalayacak. aKabı Bimeras Kültür Vakfı’nın düzenlediği iDANS çağdaş dans ‘solo’ festivalinin açılış gösterisi olarak programda yer alıyor.

aKabı’nın yapımı Bimeras (İstanbul), Alkantara (Lizbon) ve Spielzeiteuropa Berliner Festspiele (Berlin) işbirliğiyle gerçekleştirildi. Provalar yaklaşık iki yıl sürdü. Aydın Teker dansçılarıyla bir tür laboratuar niteliğinde bir çalışma süreci yaşadı. Teker, öncelikle üretim sürecine ortaya bir sorun koyarak başladı ve bundan sonra da birlikte bu sorunla başa çıkma yöntemleri geliştirdiler.aKabı’nın temelini bu sorun oluşturuyor: Yüksek ve alışılmışın dışında şekillenmiş platformda ayakkabılar. Değil hareket etmek üzerinde durabilmenin bile güç olduğu bu ayakkabılar dansçıları oldukça zorlamış: bu ayakkabılar protez niteliğinde eklemlenmişler, dansçıların kasları bu ağır uzuvlarla biçim değiştirmiş, bedenlerinin algısı değişmiş, fiziksel ve duygusal olarak çöküş yaşanmış ve ortaya oldukça ‘garip’, ‘yabancı’ hareket tekniği olan yaratıklar çıkmış.  Read more

Bedenin Hafızası – Arşiv olarak beden: Shirtologie (Jérôme Bel)

Gurur Ertem

“Herkes tişört çıkarabilir. Üstelik, komik bile değil!”

Kibirli bir seyirci,

Royal Opera House Clore Stüdyosu, Londra

Jérôme Bel Shirtologie’ de kimi diğer işlerinde olduğu gibi “ad koymanın” kudreti ile her tarafa yayılmışlığı ve çeşitli sözdizimsel oyunlar üzrerinde ısrar ediyor. Dilin bedeni oluşturan diğer organik, anatomik, duyusal olan unsurlar kadar bedene nüfuz etmiş olan ve dolayısıyla maddeselliğine katkıda bulunan bir gerçeklik olduğunu öneriyor.

Shirtologie beden ve dilin birbirleriyle içiçe geçerek öznelliği nasıl oluşturduğunu gösteriyor. “Dansçı” Frédéric Seguette, bir striptizci edasıyla sessiz ve davetkâr, üç bölüme ayrılmış bu yirmibeş dakikalık solo boyunca üzerinde çeşitli logolar, sloganlar ve reklamlar bulunan kat kat tişörtü lahana soyar gibi bir bir çıkarıyor. Toplumsal hafıza ile kişisel tarihçenin kesişim noktasının “vücut bulduğu” bu soloda, dansçının bedeni çok katmanlı bir “yazıtlar yüzeyinin” mürsel mecazı olarak ortaya çıkıyor. Foucault’nun bedeni “olguların [kazınarak] yazıldığı (dil tarafından izi sürülen ve fikirlerle kovalanılan bir yüzey, ayrışık (özsel bir bütünlük illüzyonunu benimseyen) bir benliğin zemini ve daimi bir çözünme içersinde bulunan bir hacim olarak tasvirini hatırlatıyor.[1] Read more

Ziya Azazi, Modern Zamanlar Dervişi…

Deniz Polat

Yeşil Üzümler Dans Tiyatrosu’nun 90’ larda, kendi yağında kavrularak yarattığı, parça pinçik ama nar kadar bereketli işlerinden hatırlarsınız, Ziya’ yı. Dedesinin anlattığı masaldan arta kalanı, bizlerle, unuttuğumuz yakın geçmişimizin Arapçasını şaklatarak paylaştığını, Antakya nın o kendine özgü sıcaklığıyla ışıldayarak hareket edişini…

Üzerinden uzun zaman geçti, dansa gönül vermiş bir salkımın üzümleri etrafa saçılalı, her biri kendince yola koyulmuştu, önlenemez bir dürtüyle… Ziya’nın kabına sığmayan enerjisi onu Viyana’ ya oradan da, zamanımızın ustaları neredeyse oraya sürükledi. İsmael Ivo ve Jan Fabre bildiğim kadarıyla en çok etkilendiği ve beraber çalışmaktan keyif aldığı sanatçılardı.

Çağdaş dansta, kendine güçlü bir teknik geliştirdi. Güvendiğiniz, bilinmeyen denizlere açılabileceğiniz sağlamlıkta, esneklikte bir bedene sahip olmak, kolay değil. Eş değerde, bir Antakya’ lı için gurbette yaşamak da kolay değil. Azazi’ nin içindeki özlem, yalnızlık, onu kişisel yolculuğunda kendiyle buluşmaya ve içinde her daim dostu olacak yeni bir Ziya yaratmaya itti. Read more

Sunum-Performans: Xavier Le Roy, Ivana Müller ve Tarek Halaby

Aylin Kalem

70’li yıllarda dans/performans alanında üründen ziyade yaratım sürecini gösterme fikri oldukça revaçtaydı. Yvonne Rainer’inContinuous Project – Altered Daily adlı projesi, sahnede bitmiş bir ürün sergilemektense sadece yaratım sürecine odaklı, halka açık yerlerde sunulan ve hiç bir zaman bitmeyecek bir prova sürecinden oluşuyordu. Rainer, genel olarak bir projenin çoğu zamanının provalardan oluştuğunu öne sürerek izleyiciyle bu dilimi paylaşmanın daha mantıklı olduğu görüşündeydi. Sonuçlanmış bir iş yerine süreci paylaşmayı öneriyordu. Şimdiyse, özellikle son yıllarda “sunum-performans” kavramı koreograflar arasında ilgi çekmeye başladı. Bu tür performanslarda, ne sonuç, ne de yaratım süreci sunuluyor. Bunların yerine projenin başlangıç aşamasını oluşturan kavramsal tasarımını belirleyecek bir süreç paylaşılıyor izleyicilerle. İçinde koreografik bir tasarımı barındırabilecek bir sanallık anlayışıyla kurgu ve gerçeklik arasında sınırda dolaşan bir anlatı ortaya çıkıyor. Burada koreograf, kendi biyografisiyle, koreograf kimliğiyle ve izleyiciyle olan iletişimiyle hesaplaşıyor. Teorik alıştırmayı öne çıkararak sosyal, kültürel, tarihi ve bilimsel açılardan bedeni sorguluyor; bir konferans sunumu veya stand-up şeklinde tasarlanmış bir kurguyla alışılmış gösteri anlayışına meydan okuyor. Read more