Skip to content

Posts from the ‘Dil Seçeneği / Language Selection’ Category

SATILIK DANS!

Ceren Can Aydın

Bu mevsimde görmeye  alışık olmadığımız kadar soğuk ve yağmurlu günde, Ekim’in 16’sında,  Bebek Parkı’nın sahil şeridinde kurulmuş  portatif bir beyaz  çadırda, yan yana dizilmiş, sekizi Kritik Çaba katılımcısı on kişi,  Grup Oito’nun 21 dans parçasından beşini  izledik.  Her ne kadar bir lokantanın alakart mönüsünden yemek beğenir gibi seçtiysek de  izlediğimiz parçaları, gözümüzü  doyururken aldığımız haz, butik bir lokantada şarap eşliğinde yenilen bir öğünden aldığımız tattan ziyade, çadırdan bir aşevinde evsizlere dağıtılan tabildot yemeklerle karın doyurmayı andırıyordu.

Türkçede güzel bir deyim vardır, ‘oynayamayan gelin yerim dar’ dermiş. Doğrusu bizim oturmak için bile yerimiz dardı ve  bu ‘tabildot yemek’ benzetmesinin büyük ölçüde kaynağı da bu. Ancak izlediğimiz  dansçıların hiçbiri için ne oynayamamak bahaneydi, ne yerin darlığı; ne havanın soğukluğu ne de yağmur. Çıplak ayaklarla,  buzzz gibi havada, çadırda kostümlerini değişerek, açgözlü on seyircinin küçücük çadırın neredeyse üçte birini kaplamasına ses çıkarmayarak, layıkıyla işlerini yaptılar. Read more

“Dance For Sale” Daha Ne Olsun!

Hande Özelsancak

-“Efendim hoş geldiniz, ne alırdınız?

-Ben bir “Çadırda Shakespeare”, bir “Kuş”, bir “Oryantal”, bir bakayım, 2×2 nedir acaba? Neyse ondan da alayım, nasıl olsa çok ucuz. Bunlar bir bitsin, sonra devam edebiliriz.

-Peki, nasıl isterseniz. Mönüden seçtiğiniz ilk dans performansı için sizi çadıra alalım.”

Neredeyse tam olarak böyle konuşmalarla geçen “Dance for Sale” adlı dans organizasyonu, İDANS kapsamında, Kadıköy, Sultanahmet ve Bebek’te, üç gün boyunca sokakta yapıldı.   Sokakta bir çadır kuruldu,   Grupo Oito sokak satıcısından tutun da herkesin ayağına çok ucuza dans getirdi. Türkiye, Breziya, Almanya gibi farklı ülkelerden dansçılar, çadırın içinde, birkaç kişiye özel 4-5 dakikalık dans gösterisi sundu. Read more

Seyirciyi yerinden Çok eden gösteri

Talin Büyükkürkciyan

Çokluğun tanımını farklı bir ele alışla inceleyen ve sunan Ayşe Orhon’un gösterisi beklentileri kırmak üzerine kurulu bir gösteri olma özelliğini taşıyor. Gösterinin başında seyirciyle kurduğu samimi ve açıklayıcı iletişim ve yedi sanatçıyı anlatacak olmasının verdiği bagajla sahnede tekil beden içinde çokluk temsiliyeti sunan Orhon, bir süre sonra anlatının, çizimlerin ve hareketlerin yanına sahnede farklı varoluş biçimleri, normalin yanı sıra olağanın dışına çıkan garip tekinsiz bir beden de ekleyerek kişilerin çokluğunu ve anlatının çeşitliliğini gözler önüne sermekte. İlk andan itibaren seyirciyi teşhir etmesinin verdiği ipucuyla gösterinin ilerleyen zamanlarında bizleri bir sürprizin beklediği hissine kapılıyoruz. Read more

ÇOK’u Yanlış Anlama

Ekin Tokel

iDANS kapsamında 8 ve 9 Ekim 2011 tarihlerinde garajistanbul’da gösterilen; yapım, yönetim ve performansını Ayşe Orhon’un üstlendiği ÇOK, broşüründe çeşitli alanlardan İstanbullu çağdaş sanatçıların icracının bedeninde temsil edilmesine dair bir deneme olarak tanıtılıyor. Bu ön bilgi, sahnedeki bedenin olasılıklarını ve sınırlarını zorlayan bir çeşitliliğe, bu tekil ortamın –bedenin- çoğul imkânlarına dair bir “beklenti”yi de salona alıyor seyircilerle beraber.

Read more

ÇOK Üstüne…

Meral Harmancı

Garajistanbul, geçtiğimiz haftasonu oldukça farklı bir performansa ev sahipliği yaptı. Cumartesi akşamı İngilizce, pazar akşamı ise Türkçe olarak sahne alan performans iliginç bir içeriğe sahip. Dansçı, kareograf ve eğitmen olarak çalışmalarını sürdüren Ayşe Orhon’un tek başına üstesinden geldiği bu iş geniş sanatçı desteğiyle de yalnız bırakılmamış. Serap Meriç, Filiz Sızanlı, Özlem Alkış, Emre Olcay, Ayrin Ersöz, Devrim Kadirbeyoğlu yaratıma katılan sanatçılar olarak performansın gerçekleşmesine katkıda bulunurlarken, Oda Projesi de kolektif olarak bu desteği sunmaktan geri durmamış. Performansta emeği geçen diğer kişiler ise yine sanat dünyasının çok önemli isimlerinden oluşmaktalar. Read more

‘WHAT IS AN AUTHOR?’

Ceren Can Aydın

Or what is an artist, a musician, an audience, a critique, an architect?… Well, what is art? How ‘s a work of art  understood, or is it at all understandable?

Ayşe Orhon directs the questions above to all of the components of what we call ‘art’ in her performance, ‘Many’, she exhibited at garajistanbul in 8/9 November 2011. Orhon has set the subject of her dissertation as ‘Permeable Manifestations’ at the Master of Choreography Program in Amsterdam and, as far as I understand, this piece of dance is the fieldwork of her thesis or possibly just a part of it. The artist questions the circumstances she understands, does not understand and she thinks she is not understood, and the people, both from her own and other disciplines, who have more or less become a part of her own history. She questions her very own self in us. Her answer is evident: I am MANY -as many as the signs infused into my body as a dancer, but, at the same time, as many and multi-layered as the questions, answers, images crossing my mind. Read more

BİR YARATICI NEDİR?[1]

Ceren Can Aydın

Ya da ressam, müzisyen, seyirci, eleştirmen, mimar….  Peki ya sanat nedir ?  Bir eser nasıl anlaşılır, anlaşılır mı?

Ayşe Orhon, 8/9 Ekim 2011’de iDANS Festivali’nin bir parçası olarak  Garajistanbul’da sergilediği Çok isimli gösterisinde, ‘sanat’ dediğimiz olgunun tüm bu bileşenlerine söz konusu soruları yöneltiyor. Amsterdam’da, koreografi alanında yaptığı  yüksek lisans programında çalışma konusunu “Geçirgen Göstergeler” olarak saptamış; anladığım kadarıyla bu dans parçası tez konusunun araştırma alanı ya da belki parçası. Sanatçı, öznel tarihinin farklı yoğunluklarda bileşeni olmuş hem kendi disiplininden hem de başka disiplinlerden insanları, anladığı, anlamadığı, anlaşılmadığı durumları,  kendisindeki ‘biz’i  sorguluyor. Bu sorgulamanın cevabı belli, ben ‘çok’um; büyük ölçüde dansçı olarak  bedenime geçen göstergeler ama aynı zamanda zihnimden geçen sorular, cevaplar, imgeler kadar ‘çok’; bir o kadar da katmanlı. Read more